Var oluş kavramı Antik Yunandan bu güne kadar gelmiştir. Bazı kavramlar gerçek olmasa da gerçekliği niteliyebilecek değerde olabilir bu tür eserler insanı doğayı ve evreni anlama olayları açıklayabilme aydınlatma yöntemlerine dayanır.

Var oluş kavramı Antik Yunandan bu güne kadar gelmiştir. Bazı kavramlar gerçek olmasa da gerçekliği niteliyebilecek değerde olabilir bu tür eserler insanı doğayı ve evreni anlama olayları açıklayabilme aydınlatma yöntemlerine dayanır. Biçimsel ve deneysel olarak varlığı sonsuz döngüselliği ile ele alan kendini sorgulamayı gerektiğini öğreten belki de bu varlığın hafızasına büyük etkisiyle insana hatırlatmayı öğreten bir kavram olarakta ele alabiliriz çünkü bir şeyi hayal etmek onun var olabileceğini ve var olduğunu iddia etmektir. Aslında insan var olacağına inandığı şeyleri hayal eder 1962'de LA JETTE'NİN aslında bu tematik katmanlarla aktarmak istediği zamanın döngüsel ve eşsiz fotoğraf kareleriyle simgelenmesi aşkın insanlığın bilimin bazen de çaresizliğiyle ele alınabiliyor olmasıdır. 
Bir çok biçim ve ifadeyle burada varlığa işaret vardır akılsal düşünsel duyu aralarında her hangi bir noktayı ayırmaksızın sofistlerin insan merkezli bakışına var olanların ver olduğunu olmayanların var olmadıklarını belirler ana karakterlerin çocukluk yıllarında bir adamın öldürülmesi ile bütün durum değişir belki de burada anlatılmak istenen asıl mesaj kişilerin yüzleşmesi gerektiğini ifade eder.Sokratesin doğru bilgi, varlık anlayışı toplumsal olarak belirleyen insanın temel ihtiyaçlarını gösterdiği gibi hafızanın gücünü insanlık üzerinde ki derin etkisiyle ele alırlar Jerry Gilliam 'ın 12 monkeys 1995 filmi LA JETTE'NİN daha uzun metrajlı bilim kurgu filmi olarak ele alınmasıdır. Burada zamanın akışının sabit olduğu ve ondan olaylar dahilinde kaderin değişmeyeceğini belirtir dünya var olma ve olanın bilgisine düzenin oluşu ezeli ve ebedî medeniyetler üzere kurulduğunu simgeler bu yapıda karakterlerin yeri değişebilir fakat kadere hüküm geçersizdir. Zamanın yolcuğunda ifadelendirilen cihazlar gözlükler ana karakterlerin çocukluk tramvasının bulunduğuna işaret gösterir ve bu yüzden dolayı güçlü bir hafızasının bulunduğuna işaret gösterir kadın figürünün olması feminist düşünceyi belki de somut bir kurtuluş umudu olduğunu boyutlandırır filmde geçen havaalanı ölüm mekanın döngüsel bir çerçevelemeyi sunar buna kadının varlığını özünü bağlayan bir ipucu diyebiliriz. 
La jette filminde gösterilen dramatik ve zamansız etki genel itibariyle siyah beyaz bir yolculuğu anlatıyor bir anlamda iskele diğer anlamda uçağın arasına bağlanan koridor diyebiliriz daha çok hayali metaforlarla görüntülenen tonlarla bir çok belirsizliği ifade eden Tayf hayalet geçiş ruhların gezişi anlamına gelebilir. Bu temaların 1960'ların bilim kurgu sinemasından beslenmesi normaldir teknolojik kısıtlamaların olması distopik bir atmosferi yaratsa da fotoğraflarıyla duygularla görsel tercihleri post-apokaptik dünyanın karanlık ve kasvetli tarafını yansıtır. Post apokaliptik anlatı nedir sorusunun cevabı felaketleri teknolojik çöküşleri, nükleer savaşı ve insanlığın var olmak için mücadele ettikleri benlik düzen kurma çabasını ele alan hem psikolojik hem fiziksel olarak toplumları etkilemesini çökmüş bulunan Katolik hale gelen yerlerdir. Filmde bulunan çocuğun yapmış olduğu deney aslında kendini aradığını gösterir insanların zaman yolcuğunda bulunan geçmişte kadının yüzünü ve adamın kapalı olarwk belirtilen gözlerini saplantılı şekilde sahnelediği  yerlerdir bu yer altına sığınan duygular izleyiciye hafızanın gücünü ve zamanın içerisinde olan olayları bunların ise kaçınılmaz olduğunu ifade etmektedir. 

Ayşenur TOKSÖZ